Sık Kullanılanlara Ekle
 






BASINDA SAYIŞTAY VE SAYDER

Asker, vesayetini yüksek yargı üzerinden yürütüyor. | 03.07.2010


 

Asker, vesayetini yüksek yargı üzerinden yürütüyor.

Abant toplantısının ikinci gününde de, askerî vesayetle ilgili çarpıcı görüşler dile getirildi. Doç. Dr. Mustafa Şentop, daha önce ordunun yerine getirdiği işlevi 10 yıldır yargının üstlendiğini belirtti. Taraf Gazetesinden Lale Kemal de bu görüşü bütünleyecek şekilde, HSYKnın yapısının demokratikleştirilmesini askerî bir reform olarak gördüğünü dile getirdi.

Demokrasi ve Dış Güvenlik oturumunda, askerî vesayet konusu farklı açılardan masaya yatırıldı. Askerlik işlerinden kurumsal yapıya, harcamaların denetlenmesinden terörle mücadelede yaşanan zafiyetlerin hesabının sorulmasına kadar bir dizi güncel konuya değinildi. Ahmet Turan Alkanın başkanlığını yaptığı oturumda söz alan Taraf Gazetesi Ankara Temsilcisi Lale Kemalin çarpıcı tespitleri dikkat çekti. Son dönemde askerin siviller üzerindeki vesayet işlevini yüksek yargının gördüğüne işaret eden Kemal, "Buradan hareketle, HSYKnın yapısının demokratikleştirilmesini ben askerî bir reform olarak görüyorum." dedi. Parlamentodaki anayasa değişikliği görüşmeleri sırasında askerin tepki vermediğinin altını çizen Kemal, "Çünkü yargı onun yerine tepki vermeye devam ediyordu." diyerek, ortaya koyduğu tezini destekledi.

Oturumda, Silahlı Gücün Demokratik Denetimi konusunu işleyen Lale Kemal, siyasi iradenin, terör olaylarında yaşanan zafiyette bile hesap soramadığına vurgu yaptı. Taraf yazarı şöyle devam etti: "Şemdinlide sınır birliğinde 11 asker şehit oldu. Tümen komutanı, Onları terörist değil, çoban sandım. dedi. Bu demokratik bir ülkede affedilebilir bir olay değildir. Bu tümen komutanı ve üstleri neden görevden alınmadı? Albay Temizöz ve Saldıray Berkin açığa alınmaları gerekiyordu. Obama, kendisini anlayışsızlıkla suçlayan Afganistan komutanını görevden aldı. Hesap sormayarak, orduya da kötülük yapıyoruz. Başbakan Erdoğanın Yüksek Askeri Şurada terör zafiyetinin hesabını sorması ve buna sebep olanların terfilerinin engellenmesi gerekiyor."

Kemal, Sayıştayın askeri harcamalara yönelik denetim hakkını kullanamamasını da siyaset kurumuna bağladı ve ekledi: "Dünyanın hiçbir yerinde kimse ayrıcalıklarını kendi bırakmaz. Bu reformlar hep dışarıdan gelmiştir." Taraf yazarı, Devlet Bakanı Hayati Yazıcının, "Profesyonel orduyu, ordu içinde istemeyenler var." sözlerini de eleştirerek, "Sen bunu demeyeceksin, gereği neyse onu yapacaksın. Bunu, siyasi otoritenin iradesini içselleştirmiş korkuya bağlıyorum." şeklinde konuştu.

Dış Güvenlik Reformunu masaya yatıran Prof. Dr. Mümtazer Türköne, ciddi bir askeri reforma ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Halka dayanan sivil iradenin, askeri vesayet altına alması gerektiğini savunurken, "Eğer bu olmazsa asker onu vesayete alıyor." tespitini yaptı. Türköne, askeri stratejilerin mutlaka bir sivil irade tarafından belirlenmesi gerektiğinin de altını çizdi. Bunun için de sivillerin, askeri konuları, teorik düzeyde askerler kadar iyi bilmesi gerektiğini savundu. Öyle olmayınca, vesayetin de kendiliğinden geldiğine parmak bastı. Zaman Gazetesi yazarı, askeri vesayetin özünde bir bürokrasi olduğunu kaydederek, "Eğer askeri vesayet istemiyorsanız, askeri vesayet altına almalısınız. Savunma işini de ülkenin ihtiyaçlarına göre düzenlemek istiyorsanız askeri reformdan geçirmek durumundasınız. Ancak ciddi bir bürokratik engel var." dedi. Abantın tanıdık simalarından biri haline gelen Mümtazer Türköne, askeri reformlar arasında özellikle dış güvenlik reformunun altını çizdi ve şöyle devam etti: "Savunma ve güvenlikle ilgili işler dünyanın her yerinde sivillerce yapılandırılır. Dış güvenlik reformuna el atmak, bunu masaya yatırmak; asker üzerindeki vesayetin en önemli rasyonel gerekçesini oluşturacak."

Prof. Dr. Eser Karakaş da, Ordunun Ekonomik Denetimi başlıklı sunumunda, farklı bir tez ileri sürdü. Askeri vesayet mekanizmalarının AB sürecinde, 10-15 yıl içinde normale çekileceğini söyleyen Karakaş, bununla birlikte riskin devam ettiğini belirtti. Gerekçesini de bilgi asimetrisine bağladı. Karakaş, bunu şöyle izah etti: "Askeri konularda, sivillerle asker arasında bilgi asimetrisi var. ABDde bunlar el kitabı haline getirildi. Bu konuya Türkiyede hiç girişilmemiş. Ya korkutulmuşlar ya askerin gözetimi ve etkisi doğrultusunda çalışılmış. Böyle sürdüğü müddetçe, istediğiniz kadar anayasayı, ilgili kanunları değiştirin; vesayet sürmeye devam edecek. Profesyonel ordu için ne kadar harcanacak, nasıl eğitilecekler, kaç kişi olacak? Bunun üzerine kafa yoran kimse yok. Bu değişmediği sürece, askeri vesayetin kalkması mümkün değil. Her bilgi asimetrisi, vesayetin ana kaynağıdır."

Karakaş, askeri harcamaların da tam olarak bilinememesini eleştirdi. "Size maliye profesörü olarak rakam veremiyorum, çünkü bilmiyoruz." diyen Karakaş, bir şeyin büyüklüğünü bilmeden denetlenemeyeceğine işaret etti. 2004 Mayısında Anayasanın 160. maddesinde yapılan değişiklikle ordu bütçesinin Sayıştay denetimine sokulduğunu; ancak 2005te komisyona giren kanunun bugün hâlâ Meclisten geçmediği için denetimin de yapılmadığını söyleyen Eser Karakaş, "Bunun nedenini bilen varsa bana açıklasın. Türkiye, bir yönetmelikler devleti. Anayasa değişikliği yapılıyor; ama ne kanun ne yönetmelik değişikliği yapılmadığı için fiili denetim yapamıyorsunuz." serzenişinde bulundu.

Anayasa hukukçusu Doç. Dr. Mustafa Şentop, oturumun ardından Cihan Haber Ajansına yaptığı değerlendirmede, Lale Kemalin görüşlerini destekleyecek açıklamalar yaptı. Şentop, şunları söyledi: "Türkiyede bir dizi vesayet kurumu var. HSYK, MGK ve Anayasa Mahkemesi. 1982 Anayasası en mütekamil manada bir vesayet sistemi getiriyor. Fakat bunları yeniden organize edecek, askeri darbeler yapacak imkânı kalmadı. Dünya ve Türkiye şartları buna müsait değil. 28 Şubattan itibaren bu darbeler yüksek yargı eli ile gerçekleştirilmek isteniyor. Burada en önemli tablo bu aslında. Yaklaşık 10 yıldır daha önce ordunun üstlendiği işlevi yargı üstlendi. Yüksek yargının, vesayet sisteminin koruyuculuğunu ve hamiliğini üstlenerek bunu doğallaştırdığını söyleyebiliriz."

Kaynak: Zaman Gazetesi



© Copyright 2006 SAYIŞTAY DENETÇİLERİ DERNEĞİ (SAYDER)