Kurumsal
yapılar, asker ve denetim – Eser KARAKAŞ
Kurumların etkin işleyişinde denetim faktörünün rolü
çok büyüktür; şu ya da bu nedenden denetim ve özellikle de dış denetim
görmeyen kurumların piyasalarda rekabet gücünü kaybettiği ve giderek
piyasalardan silindiği işletmecilerin, iktisatçıların, yönetim bilimcilerinin
çok iyi bildikleri bir konudur.
Burada
özellikle dış denetim önem açısından ön plana çıkmaktadır zira kurumların kendi
içlerinde gerçekleştirdikleri denetim süreçlerinin belirli ve çok önemli
sorunlar içerdiği yine iyi bilinen bir gerçek; bu nedenden dış denetim en
genelinde kurumların etkin işleyişi, rekabet gücü, tanımlanmış görevlerini iyi
yapabilmeleri için çok önemli.
Dış denetimin kurumların
işleyişinde yaşamsal bir önemi haiz olması sadece piyasa rekabetinde ayakta
kalabilmek için değil her türlü kurum için gerekli; her türlü kurum derken
piyasa mekanizması dışında faaliyet gösteren kurumları kastediyorum.
Piyasa
mekanizması dışında faaliyet gösteren kurumlar derken özellikle kamu hizmeti
üreten kurumları gündeme getirmek istiyorum; piyasa mekanizması içinde faaliyet
gösteren ve kamu hizmeti üreten kurumlar dışında günümüzde bu iki temel
kategori dışında kalan kurumlar da var ama bugün ben özellikle kamu hizmeti
üreten kurumların etkin işleyişinde dış denetim faktörünün önemine dikkat
çekmek istiyorum. Sadece piyasa rekabetine açık yani icra ve iflas hukukunun
kapsamı içine giren kurumlar dışında günlük yaşamımızda kamu hizmeti üreten ve
icra ve iflas hukuku kapsamı dışında kalan kurumlar da çok büyük önem
taşıyorlar.
Kamu hizmeti
üreten kurumlar ağırlıklı olarak vergi gelirleriyle finanse ediliyorlar; vergi
mükelleflerinin ödedikleri vergilerin, vergi gayretlerinin hukukilik ve etkinlik
denetimi kamu refahı için yaşamsal önemi haiz konular.
Ödediğimiz
vergilerin kamu hizmetlerinin finansmanında kullanımında hukuksal denetim çok
önemli; bütçe ödeneklerinin bütçe kanununda öngörüldüğü gibi harcanmasına
hukukilik denetimi adı veriliyor.
Ancak, bütçe
ödeneklerinin bütçe kanununda öngörüldüğü gibi harcanması yani hukukilik
koşulunun yerine getiriliyor olması da yeterli değil; ilaveten hukuki olarak
uygun harcanan vergi gelirinin etkinlik denetiminin yani mükellefin her
kuruşunun verimli harcanıp harcanmadığının da denetlenmesi şart.
Kamu
hizmetlerinin ifasında bu denetimlerin kurum içinden değil de dışından
yapılmasının yani dış denetimin önemi çok büyük; kamusal refah ancak vergi
gelirlerinin harcanmasının etkinlik denetimi doğru yapılabilir ise
gerçekleşebilecek bir konu.
***
Son günlerde
yazılı basın manşetlerine bir göz attığınızda ilk dikkatinizi çeken konu TSK ya
ve özellikle Deniz Kuvvetleri Komutanlığı na ilişkin konular.
Çıkan
haberlerin tümünün doğru olup olmadığını bilemiyoruz, bu konuların çok önemli
bir bölümü zaten yargı önünde ama söz konusu rivayetlerin yüzde onu bile doğru
ise yine önümüzde çok ama çok büyük bir kurumsal sorun var demektir.
Zaten,
rivayetler bir yana, Genelkurmay ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı internet
sitelerinde karşımıza çıkan bazı açıklamalar bile kurumsal etkinsizliğin, vergi
gelirlerinin yanlış kullanımının hangi boyutlara ulaştığını görmek için
yeterli; Genelkurmay internet sitesinden 27 Nisan muhtırasını, DKK internet
sitesinden de 2006 tarihli dönemin Kuvvet Komutanı Sayın Yener Karahanoğlu nun
Deniz Harp Okulu ilk ders konuşmasını okumak ne demek istediğimi anlamak için
yeterli.
Ortada hiç
kuşkusuz TSK açısından çok önemli bir yönetim ve etkinsizlik meselesi mevcut;
bir siyaset bilimci bu konuya farklı açılardan bakabilir ama bir iktisatçı da
gelinen bu noktanın münhasıran dış denetim eksikliğinden kaynaklandığını öne
sürebilir ve bu yanlış da olmaz.
12 Eylül
yönetiminin yapmış olduğu 1982 Anayasası duru bir bakışla baktığınızda
inanılması güç maddelerle TSK yı adeta tümüyle dış denetim kapsamı dışına
taşımış bulunmaktadır.
Dış denetime
kapalı her kurumun başına gelen büyük etkinsizlik, hatta çürüme probleminin
günümüzde maalesef TSK yı da vurduğuna ilişkin elimizde çok sayıda kanıt,
gösterge bulunmaktadır; yukarıda belirttiğim gibi günlük gazetelerin
manşetlerine bakmak, televizyon haberlerini izlemek yeterlidir.
Yüksek Askerî
Şûra kararları yargı denetimi dışına alınarak TSK içinde gerçekleştirilen
atama-yükseltme işlemleri hukuksal denetim dışına taşınmıştır (Anayasa, m.125).
İdarenin hukuka
uygun işlemesini denetleyen ve Cumhurbaşkanlığı na bağlı olan Devlet Denetleme
Kurulu, TSK yı denetleyememektedir (Anayasa, m.108).
1965 tarihli Sayıştay Kanunu hâlâ yürürlüktedir; TBMM adına kamunun
tüm harcamalarını denetlemekle görevli Sayıştay ın
askerî harcamaları ve askerî malları denetlemesinde hâlâ büyük açıklar
mevcuttur.
Anayasal sistem
hâlâ ve hâlâ çift başlı yargı skandalının sorumluluğunu taşımaktadır; dünyanın
hiçbir çağdaş ülkesinde karşımıza çıkmayan yüksek askerî idari yargı, askerî
Yargıtay gibi kurumlar askerî disiplin suçları dışında her türlü suça da
bakmaktadırlar.
Karşımıza
çıkan manzara, TSK nın etkin işleyişine büyük katkı yapacak dış denetim
mekanizmasına ilişkin manzara üç aşağı, beş yukarı böyledir; özetle TSK atama
işlemlerini, harcamalarını ve mallarının denetimini, mekanizmanın hukuka uygun
işleyişini (DDK) ve her türlü yargısal işlemini dış denetime kapatmış
bulunmaktadır.
Bu
tür bir kurumun etkin işlemesinin kurumlar sosyolojisi ve yönetim bilimleri
açısından olanağı yoktur.
Bugün
yaşanan gelişmelere bu pencereden bakmanın ve gereğini hemen, evet hemen
yapmanın her şeyden önce TSK ya büyük yararı olacaktır.
Kaynak:
Zaman